DENİZ MEKÂNSAL PLANLAMA İLE İLGİLİ UYGULAMALAR VE SEKTÖREL FAALİYETLER
Türkiye Karadeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi ve Akdeniz ile çevrilidir. Marmara Denizi Türkiye’nin Asya ve Avrupa kıtalarını ayıran iç denizidir. Bu durum Türk Denizlerinde çok çeşitli faaliyetlerin mevcut olduğunu ve bu faaliyetlerin yoğun olarak gerçekleştiği anlamına gelmektedir. DMP ile tüm deniz faaliyetlerinin maksimum verimlilik ile ekosistem temelli bir yaklaşım ile gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. Türk denizlerinde yürütülen genel sektörel faaliyetler aşağıda belirtilmiştir:
Balıkçılık & Su Ürünleri Yetiştiriciliği:
Geleneksel ve endüstriyel balıkçılık ile su ürünleri faaliyetleri yoğunluklu olarak Türkiye’nin MEB’inde gerçekleşmekte olup Türk ekonomisine önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Türkiye’nin geleneksel ve endüstriyel balıkçılık faaliyetlerini yürüten balıkçı filosu, yaklaşık 18.000 gemi kapasitesiyle Akdeniz’in en büyük filolarından birisidir. Bu kapasiteyle Türkiye’deki balıkçılık faaliyetlerinin %93’ü denizlerde gerçekleştirilmektedir.
Bu çerçevede 2023 yılında Akdeniz, Karadeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizi’nde toplam 420.000 ton balık avlanmıştır. Ayrıca, Türkiye, Karadeniz’de çok balık avlayan ülkedir. Denizlerdeki balıkçılık faaliyetlerinin yanı sıra su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetleri balık çiftlikleri aracılığıyla yoğun olarak sürdürülmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yılı verilerine göre Türkiye 1,7 milyar USD değerinde 272.000 ton balık ve su ürünleri ihraç ederken, 279 milyon USD değerinde 105.000 ton balık ithal etmiştir.
Balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetleri özellikle kıyı şehirlerinde yaşayan, yerel halk tarafından yoğun bir şekilde yapılmakta olup önemli bir geçim kaynağı sağlamaktadır. Bu faaliyetleri desteklemek ve depolama ile onarım hizmetleri sunarak balıkçılık faaliyetlerine yardımcı olmak amacıyla kıyı boyunca balıkçı barınakları ve tekne atölyeleri bulunmaktadır.
Türkiye’nin deniz yetki alanlarında gerçekleştirilen balıkçılık faaliyetleri, deniz alanları, balık türleri ve çeşitleri ile mevsimsel kriterler göz önünde bulundurularak, biyolojik çeşitliliği ve balık stoklarını korumak amacıyla düzenlenmiş veya kısmen sınırlandırılmıştır. Aynı zamanda biyolojik çeşitliliği ve habitatları korumak için bazı bölgelerde balıkçılık faaliyetleri tamamen yasaklanmıştır.
Kıyı & Deniz Turizmi
Türkiye’deki deniz ve kıyı turizmi, yatçılık, kruvaziyer turizmi ve su sporları gibi geniş bir yelpazeye sahip faaliyetleri kapsamaktadır. Türkiye’nin Akdeniz ve Ege kıyıları, önemli arkeolojik değere sahip pek çok tarihi batığa ev sahipliği yapmaktadır. Bu kültürel varlıkları korumak ve turizme entegre etmek yalnızca Türkiye’nin su altı kültürel mirasını daha fazla tanıtmakla kalmamakta, aynı zamanda yerel topluluklara sürdürülebilir gelir fırsatları sağlayarak mavi ekonomiye katkıda bulunmaktadır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre 2024 yılında Türkiye’yi 62,26 milyon turist ziyaret etmiştir. Ayrıca 2024 yılında turizmden toplamda 61,1 milyar dolar turizm geliri elde edilmiştir. Bu veriler, Türkiye’nin turizm sektöründe güçlü bir büyüme trendi ve artan ekonomik katkıları göstermektedir. Bu bağlamda deniz turizmi, kıyı devletleri için önemli bir değer yaratmaktayken, çevresel sürdürülebilirlik açısından dikkatli bir şekilde ele alınması gereken mavi ekonomide kritik bir rol oynamaktadır.
2024 itibarıyla Türkiye’deki Mavi Bayraklı plajlar, marinalar, yatlar ve turizm tekneleri, turizmde çevresel sürdürülebilirliğe verilen önemin arttığının bir göstergesidir. Ülkede toplamda 567 plaj, 27 marina, 9 yat ve 18 turizm teknesi prestijli Mavi Bayrak sertifikasını almıştır. Bu veriler, Türkiye’nin özellikle kıyı bölgelerinde çevre dostu turizmi teşvik etme konusundaki kararlılığını ve sürdürülebilirlik standartlarına olan bağlılığını vurgulamaktadır.
Türkiye, Mavi Bayraklı plajlar ve yatlar sayısında dünyada üçüncü, Mavi Bayraklı marinalar sayısında ise dünyada yedinci sırada yer almaktadır. Toplamda 624 sertifikalı alan ile Türkiye, dünya genelinde üçüncü sırada bulunmaktadır. Bu başarı Türkiye’nin küresel turizm pazarında çevreye duyarlı bir destinasyon olarak itibarını artırmakta ve hem çevresel koruma hem de ekonomik büyüme açısından önemli katkılarda bulunmaktadır.
Deniz Üstü Yenilenebilir Enerji
Dünya Bankası tarafından Ekim 2019’da yayınlanan “Expanding Offshore Wind to Emerging Markets” raporuna göre, rüzgâr hızlarının 9 m/s’ye kadar ulaşabildiği Kuzeybatı Ege bölgesi, Türkiye’nin deniz üstü rüzgâr enerjisi potansiyeli en yüksek alan olarak belirlenmiştir. Teknik açıdan bu bölgenin toplam potansiyeli 25 GW olup, bunun 6 GW’ı sabit ve 19 GW’ı yüzer sistemlere uygundur. Ege bölgesini, rüzgâr hızlarının 7-8 m/s’ye ulaştığı Marmara ve Karadeniz bölgeleri takip etmektedir. Tüm potansiyel alanlar birlikte dikkate alındığında, Türkiye’nin toplam deniz üstü rüzgâr enerjisi potansiyeli 18 GW sabit ve 57 GW yüzer olmak üzere toplamda 75 GW olarak belirlenmiştir. Küresel Rüzgâr Enerjisi Konseyi (GWEC) tarafından 2022’de yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye, yüzer deniz üstü rüzgâr enerjisi için en uygun 30 ülke arasında yer almaktadır.
Petrol ve Doğalgaz Araştırmaları
Türkiye’nin deniz alanlarında hidrokarbon potansiyeli bulunmaktadır. Karadeniz, Akdeniz, Ege Denizi, Saros Körfezi ve Marmara Denizi, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından mevcut ve gelecekteki keşif faaliyetlerinin, mevcut ve gelecekteki lisanslar altında sismik veri toplama ve sondaj operasyonlarını içerecek şekilde yapılması planlanan önemli bölgeler olarak belirlenmiştir.
Deniz Taşımacılığı ve Limanlar
Türkiye, Avrupa ile Asya arasındaki geçiş bölgesi olarak sahip olduğu coğrafi konum ve dünyanın en kritik boğazlarından biri olan Türk Boğazlarına sahip olması nedeniyle, deniz ticaretinde önemli bir küresel lojistik ağ merkezi konumundadır. Bu çerçevede, Türkiye’nin kıyı boyunca farklı kapasitelere sahip 180 limanı ve 85 tersanesi bulunmaktadır. Bu limanlar, Türkiye’yi ziyaret eden gemilere daha iyi hizmet vermek ve dünya ticaretini destekleyip geliştirmek amacıyla faaliyet göstermektedir. Türkiye, taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve ulusal düzenlemeler kapsamında limanlarda gemilere birçok hizmet sunmakta ve deniz çevresini korumak için çeşitli denetimler yapmaktadır.
2024 yılında Türkiye’yi ziyaret eden yaklaşık 61 bin gemi bulunmaktadır. Limanları ziyaret eden gemilere ek olarak, 2024 yılında yaklaşık 40.000 gemi Türk Boğazlarından geçmiştir. Ayrıca, limanlarda toplamda 531 milyon 737 bin 358 ton yük elleçlenmiştir. Türkiye’nin deniz taşımacılığı sektörü için planlar ve stratejiler geliştirmek amacıyla T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından 2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı hazırlanmıştır.
Deniz ve Kıyı Koruma Alanları
Özel Çevre Koruma Bölgeleri, Türkiye’deki ekolojik olarak önemli olan, sanayileşme, turizm ve kentsel gelişim baskıları nedeniyle bozulma veya yok olma riskiyle karşı karşıya olan alanları korumak amacıyla Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenmektedir. Bu belirleme, taraf devletlerden kritik deniz ve kıyı ekosistemlerini korumalarını talep etmekte olan Türkiye’nin Barselona Sözleşmesi altındaki yükümlülükleriyle uyumludur. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından yönetilen Özel Çevre Koruma Bölgeleri, su altı dağları, sulak alanlar ve tarihi ve doğal öneme sahip alanlar gibi çeşitli habitatları kapsamaktadır. Bu alanlar, biyolojik çeşitliliğin korunmasında önemli bir rol oynarken, sürdürülebilir kalkınmayı ve çevre yönetimini teşvik etmektedir.
T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı ise Türkiye genelindeki çeşitli korunan alanların yönetiminden sorumludur. Bu alanlar, milli parklar, doğal anıtlar, doğa koruma alanları, doğal sit alanları ve sulak alanları içermektedir. Bu alanlar, biyolojik çeşitliliği, doğal ve kültürel kaynakları korumayı ve bunların uzun vadeli sürdürülebilirliğini sağlamayı hedeflemektedir.
Sualtı Kültürel Mirası
Son yıllarda su altı arkeolojik alanların korunması, dalış turizmi ve kültürel mirasın uluslararası tanıtımı açısından önemli bir hale gelmiştir. UNESCO gibi uluslararası kuruluşlar, kıyı devletlerine deniz turizmi ve mirasın korunması konusunda değerli rehberlik sağlamaktadır. Türkiye, su altı kültürel mirasını koruma ve sürdürülebilir deniz turizmini teşvik etme çabalarına aktif olarak katılmakta ve mavi ekonomiye olan katkısını güçlendirmektedir.
Türkiye’de su altı taşınabilir ve taşınmaz kültürel ve doğal mirası, devam eden veya gelecekteki faaliyetlerden kaynaklanabilecek olumsuz etkilerden korumak amacıyla dalışın yasak olduğu alanlar belirlenmiştir. Bu alanlar, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 35. Maddesi ve Su Altında Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlığı Bulunan Bölgelerde Turizm ve Sportif Amaçlı Dalış Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile tanımlanan süreçler aracılığıyla korunmaktadır. Kanun kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından izlenmekte, bu alanların korunması ise Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından denetlenmektedir.
Su Ürünleri Üretim ve Yetiştirme Tesislerine İlişkin 725 Sayılı Karar kapsamında, 2863 sayılı Kanun çerçevesinde: “… sit alanlarında ve sit alanlarına kıyısı bulunan koylarda, 2863 sayılı Kanunun 35 inci maddesi kapsamında su altında korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu bölgelerde Bakanlar Kurulu Kararı ile dalış yasağı getirilen alanlarda su ürünleri üretim ve yetiştirme tesisi yapılamayacağına,” kararı alınmıştır. Türkiye’nin deniz alanlarındaki su altı kültürel miras alanlarının koordinatları, 8743 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve 20 Mayıs 2016’da 29717 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Türkiye’nin su altı kültürel miras bölgelerinde, 76 alan/bölge dalışa yasaklı alan olarak belirlenmiştir. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izinleriyle, her yıl su altı arkeolojik kazılar ve yüzey taramaları yapılmaktadır. Ayrıca, gerekli alanlarda dalışın yasaklanması için çalışmalar devam etmektedir. Su altı kültürel miras alanları için kazı ve yüzey tarama çalışmaları gerektiğinde yapılmakta ve bu alanlar korunmaya alınmaktadır.
Millî Savunma Alanları
Türkiye Cumhuriyeti’nin deniz yetki alanları içinde ve dışında askeri yasak bölgeler ve askeri tatbikat alanları bulunmaktadır. Bu alanlar, ilgili uluslararası kuruluşlara bildirilmiş olup kamu kaynaklarında mevcuttur.